İrlanda Gezi Rehberi

Kuzeyin yeşil ülkesi İrlanda, ülkemizde yurt dışı tatillerinin öncelikli duraklardan biri değil ne yazık ki. İngiltere’den daha ucuz bir ülke olması sebebiyle, İngilizce öğrenmek isteyen öğrenciler dışında, hayalim İrlanda’ya gitmek diyenlere de pek rastlanılmadığı da bir gerçek. Ancak, birçok teknoloji firmasının Avrupa’daki merkezlerini Dublin’e almasından sonra hızla göç alır hale gelen İrlanda, artık birçok insanın hayallerini süslemekte. İrlanda’ya gideceğimi söylediğimde birçok arkadaşım şaşırmış, hatta “o kadar yer varken, İrlanda’da nereden çıktı” demişti. İyisi mi sizde benim gibi kimseye kulak asmayın ve bu mütevazi ada ülkesini gezi rotanıza alın.

 

İrlanda Nerede

irlanda nerede

Bir ada ülkesi olan İrlanda, Kuzey Batı Avrupa’dadır. Adanın kuzeyinde, Kuzey İrlanda yer alırken, batısında Atlas (Atlantik) Okyanusu, doğusunda İrlanda denizi ve güneyinde Kelt denizi bulunmaktadır.

Kuzey İrlanda, İrlanda ile aynı adayı paylaşıyor olmasına karşın, İrlanda’dan bağımsız, Birleşik Krallığa bağlı bir ülkedir. Kuzey İrlanda’dan aşağıda gezilecek yerler arasında ayrıca bahsedeceğim.

 

İrlanda Vizesi Nasıl Alınır

İrlanda, Avrupa Birliğine üye ülke olsa da giriş için Schengen kabul etmeyen bir ülkedir. Tüm pasaport türlerine yani yeşil, hatta diplomatik pasaporta dahi İrlanda vizesi alınarak ülkeye giriş yapılabiliyor. İrlanda vize işlemleri, linkini bıraktığım VFS Global aracılığıyla yapılmakta. (http://www.vfsglobal.com/ireland/turkey)

 

İrlanda’ya giriş için, İrlanda vizesi şart olsa da bu durumun şöyle bir istisnası var. Türkiye’nin de içinde olduğu 17 ülke vatandaşından, 6 ay içinde İngiltere’ye girmiş olunması şartı ile İngiltere vizesi ile İrlanda’ya da girebilme imkânı verilmiş.  (http://www.vfsglobal.com/ireland/turkey/pdf/Information-Note-Visa-Waiver.pdf)

 

Başvuru sırasında, Schengen’den daha çok belge isteniyor. Aşağıdaki dosyada bu belgeleri görebilirsiniz.

İrlanda turistik vize belgeleri

Burada yazılı olan evrakları hazırlayıp (www.vfsglobal.com/ireland/turkey/pdf/VAF_leaflet_in_turkish.pdf) linkinden online başvuru formunu doldurmanız (başvuru formunu doldururken, bilgilerinizi kaydedip sonrasında devam edebilme imkânı mevcut.) ve evraklarınızı, VFS Globale hafta içi 08:30 – 12.00 ve 13:00- 14:30 saatleri arasında teslim etmeniz gerekiyor.

 

İrlanda vizesi için başvururken, şaşırdığım bazı nüanslar vardı. Şöyle ki: Belgelerin tümü, İngilizce olarak hazırlanmalı. Tam tekmil vukuatlı nüfus kayıt örneğinin ise sadece tercümesi yeterli değil, yeminli tercümandan tercümesini yaptırmış olmanız gerekiyor. Ayrıca, turkiye.gov.tr üzerinden çıktısı alnına belgeler, kabul edilmiyor.

 

VFS Global’in Türkiye’deki adresleri ise şöyle:

  • İstanbul’daki adresleri, Cumhuriyet Caddesi, No: 193 Harbiye/İSTANBUL.
  • Ankara’daki adresleri, Kavaklıdere Mah. Atatürk Bulvarı No: 154 Çankaya / ANKARA
  • İzmir’deki adresleri: Akdeniz Mah. Akdeniz Cad. Reyent İş Hanı No:1/C Pasaport/ İZMİR
  • Gaziantep’deki adresleri: İncirlipınar Mah. 7 No’lu Sok. Kaplama İş Mrk. Altı No:2

Şehitkamil/ GAZİANTEP

  • Antalya’daki adresleri: Yeşilbahçe Mah. 1480 Sok. Ülker Apt. No: 42/B Muratpaşa ANTALYA

 

Başvuruyu yaptıktan 2 gün sonra Konsolosluktan aranıp “neden o tarihte gidiyorsunuz, bir tanıdığınız mı var, ne yapacaksınız o günlerde” diye ısrarla sordular. Haliyle bu sorulara çok şaşırmıştım. Seyahat tarihim yılbaşı zamanıydı ve bence gitmek için ideal bir tarihti.

Yılbaşını geçirmek için gitmek istediğimi söylediğim halde, telefonda görüştüğüm kişi “o tarihlerde her yerin kapalı olduğunu, o tarihin İrlandalılar için çok kutsal olduğunu ve aile yemekleri olduğunu” söyleyip yine ısrarla “tanıdığım olup olmadığını” soruyordu.

Aslında görüştüğüm kişinin kastettiği zaman 24, 24, 26 Aralık tarihleriydi. Sanırım eskiden her yer kapalıymış, ancak şimdilerde eskisi kadar tamamen kapalı değil. Ama yine de bizdeki bayramlar gibi, işyerleri bugünlerde kapalı.

Ben herhangi bir sorun yaşamamak için, seyahat tarihimi 27 Aralık başlangıç olacak şekilde kaydırmıştım. Bu arada tanıdığınız varsa bile yok demenizi öneririm.  Zira tüm Avrupa ülkeleri gibi bize potansiyel göçmen gözüyle bakılmakta.

İnternette İrlanda konsolosluğunun çok yavaş çalıştığı ve işlemlerin çok uzun sürdüğüne yönelik çok sayıda şikayetler okumuş olsam da ben vizemi 3 gün içinde almıştım. 😊

 

İrlanda’ya uçak bileti

THY’nin İrlanda’ya direkt uçuşu bulunmakta. Yolculuk 4.5 saat sürüyor. Pegasus’tan aktarmalı da alabilirsiniz; ancak, bence süre açısından en mantıklı olanı direkt uçmak. Bununla birlikte İrlanda’nın yerel ve ucuz seferleriyle meşhur hava yolu şirketi olan Ryn Air, 2018 yılından itibaren Dalamandan Dublin’e direkt seferlere de başlamış. O taraflarda oturanlar için, harika bir fırsat; çünkü bilet fiyatlarının daha uygun olduğunu söylemeliyim. Yalnız yılın tüm dönemi seferlerin olmadığını belirtmeliyim.

 

İrlanda Ana Dili

irlanda anadili

İrlanda anadilinde tabela

İrlanda’nın iki resmî dili var. Biri İngilizce, diğeri de İrlandaca yani Gaelik dili. Liseye kadar İrlandaca mecburi dil olarak okutuluyor. Ancak halk arasında ve günlük yaşamda İrlandaca pek kullanılmıyor. Bununla birlikte resmî kurumlarda bu dili bilmeden işe girilemiyor. İngiliz hakimiyetinden sonra, İrlanda dil konusunda ne yazık ki asimile olmuş durumda. Şu an İrlandacanın ülkenin özellikle batısında ve yaşlı kesimi tarafından akıcı şekilde konuşulduğunu, bunun dışında varlığını yitirmiş durumda olduğunu söyleyebiliriz. Özetle İrlandalılar, kendi ülkelerinde, kendi dillerini kullanmıyorlar. İrlandaca için, can çekişmekte ve yok olmakta olan bir dil diyebiliriz. Günlük hayatta İngilizce konuşulmasına rağmen devlet, İrlandacayı yaşatmak için olsa gerek, sokak tabelaları hem İrlandaca hem de İngilizce olarak hazırlanmış.

 

İrlanda İklimi

İrlanda, Avrupa’nın kuzeyinde olmasına karşın, aşırı soğuk bir ülke değildir. Bunun belki de en önemli sebeplerinden biri, golf stream sıcak su akıntısının etkileridir. Atlas okyanusundan gelen nemli rüzgarlar, ülkenin bol yağış almasına sebep olur. Yağışlar bütün yıl sürer. Yazın gitmeyi düşünenlerin yanlarına mutlaka hırka ve uzun kollu tişörtler almalarını öneririm. Çünkü yazın sıcaklıklar bizim alışkın olduğumuz derecelerde olmayıp daha serin geçmekte.

Gün içerisinde kısa süreli de olsa yağmura yakalanma olasılığınız çok yüksek olduğundan, yanınıza şemsiye almanız da fayda var.

 

Benim gittiğim yılbaşı döneminde İrlanda’nın havasının Türkiye’den daha yumuşak olduğunu söylemeliyim. Gün içerisinde kendini gösteren güneş, yerini bir müddet sonra mutlaka yağmura bırakıyordu.

Bu kadar yağışlı deyince, gözünüz korkmasın, seller veya su baskınları olmamakta. Hatta yağmurda yürümeyi seviyorsanız, rengârenk kapıları olan gösterişli evlerin olduğu caddelerde yürümek size romantik bile gelebilir. Hatta gökkuşağı görme şansınız da oldukça fazla.

İrlanda’da kaldığım 10 gün içerisinde sadece bir kere Dark Hedges – Kingsroad (Kral Yolu)’nu gezerken aniden bastıran şiddetli yağmurda sırılsıklam olmuş ve epey üşümüştüm.

Bunun dışında bir sorun yaşamadığımı söyleyebilirim. Ancak, bir dönem ülkenin batı kıyısında sağanak yağış sonrası sıkıntı yaşandığını duymuştum.

İklimin ılıman olmasının bir diğer nedeni de yüksek dağların olmayışıdır. Kışın hava ılıman olsa da bu sıcak bir kış geçirildiği anlamına gelmez. Ilıman denilince yumuşak bir kış geçirildiğini sanmayın; buradaki ılımandan kasıt, İrlanda’da karasal iklim görülmez. Hatta kışlar bildiğimiz soğuktur; ancak sıcaklıklar sıfırın altına sürekli düşmez. Bu nedenle de kar yağışı az görülür. Kışın gidecek olanlar, mutlaka üşüyeceksiniz. Bu nedenle, yanınıza su geçirmez mont ve bot, polar, bere, atkı, eldiven gibi eşyalar almadan asla yola çıkmayın.

 

İrlanda’da yaz ayları dahi serin geçmektedir. İrlanda’da yaşayan bir arkadaşım, yazın sıcaklığın 20’nin üzerine çıktığı nadir bir gün, yaşlı ve hastaların evden çıkmamaları yönünde anons yapıldığını anlatmıştı. 😊

 

İrlanda’ya Ne Zaman Gidilir

İrlanda çoğunlukla yağışlı geçen ve soğuk iklime sahip bir ülke olduğundan, rahatça gezebilmek için, yaz aylarını tercih etmenizi öneririm. Yılın her dönemi yeşil bir ülke olsa da yazın bitki örtüsü daha da canlanacak ve benim gibi Dark Hedges’i, yapraklarını dökmüş ağaç yolu olarak görmemiş olursunuz. Aslında İrlanda’ya yılın her dönemi gidebilirsiniz. Ancak, yukarıda da değindiğim gibi, 24, 25 ve 25 Aralık tarihlerinde bazı yerlerin kapalı olması sebebiyle gitmenizi önermiyorlar.

 

Ülkede 17 Mart günü, St. Patrick’s Day kutlamaları yapılmakta. O gün sokaklar tamamen yeşile bürünmekte. Sokaklarda yeşil renkli, eğlenceli kostümler giyen ve şapka takan insanlara, eğlenen kalabalığa, sokak sanatlarına ve biranın su gibi içilmesine şahit olur, müziğe doyarsınız. Bu renkli festival günü, aslında ülkenin en eğlenceli zamanı.

Ya da benim yaptığım gibi İrlanda’ya yılbaşında da gidebilirsiniz. İrlanda, yılbaşında belki başka bir Avrupa şehrindeki gibi çılgın eğlencelere sahne olmuyordur; ancak meşhur İrish Publarda canlı İrish müziği dinleyerek ve dans ederek İrish ruhunu hissedip benim gibi güzel bir yılbaşı geçirebilirsiniz. Ayrıca söylemeliyim ki, İrlanda’nın muhteşem güzellikteki evleri, yılbaşındaki süslemeleriyle daha da görülmeye değer hale geliyor.

 

İrlanda’da Yaşam

İrlanda, mutlu insanlar ülkesi…. Yapılan anketlerde İrlanda, Avrupa’nın en mutlu ülkesi, Dublin’de en mutlu insanların yaşadığı şehir seçilmiş… Havasının bu denli yağışlı ve zaman zaman da kasvetli olmasına karşın, insanlarının neden bu kadar güler yüzlü ve neşeli olduğunu, İrlanda’dayken de anlamamıştım, hala daha da anlamış değilim. Yaşanılan yerin ikliminin insanların ruh hallerini büyük ölçüde etkilediğini düşünenlerdenim.

Buna karşın İrlandalılar, son derece sıcak kanlı, samimi, yardımsever ve nazik. Adres soracağınız herhangi biri, işini gücünü bırakıp sizi aradığınız yere kadar götürebilir dahi… Evet belki azıcık abartmış olabilirim ama İrlanda’da böyle hikayelerin yaşandığını da duydum.

Büyük şehirde yaşayanların alışkın olmadığı şekilde, İrlanda’da tanımadığınız kişilerden selam dahi alabilirsiniz. Yoldaki herhangi birinden fotoğraf çekmesini rica ettiğinizde, istemeseniz dahi size onlarca poz çekip sonrasında da sizinle gülen gözlerle ve tüm samimiyetiyle sohbet edeceğinden emin olabilirsiniz.

İrlanda Din ile Arasını Açıyor

İrlanda, yakın zamana kadar koyu Katolik bir ülkeydi. Bunun sonucunda da boşanma dahi yoktu. Resmi olarak boşanma, 1997 yılında yapılan halk oylaması sonucunda, kıl payı fark ile yasallaşmış durumda. Benim gittiğim dönemde kürtaj yasak iken, 2018 yılı mayıs ayında yapılan referandum sonucunda, halkın yüzde 66,4’ünün evet demesi, sonucunda yasal hale geldi.

Bu iki yasağın kalkması, elbette ki İrlanda sosyal hayatını etkileyecek. Zira, boşanma yasak olduğu için, evlenmeyi tercih etmeden birlikte yaşayanlar olduğu gibi, kürtaj için yakın coğrafya olan İngiltere’ye gidildiğini duymuştum. Kürtajı çok yeni kabul eden ülkede ilginç bir şekilde eşcinsel evlilikler ise yasal.

 

İrlanda, hızla modernleşen ve kabuğunu kıran bir ülke. Pazar ayinlerine genç nüfusun artık pek rağbet göstermediğini ve koyu Katoliklikten de uzaklaşıldığını söylemeliyim. Ancak buna rağmen, İrlanda hala Avrupa’nın en koyu Katolik ülkesi.

İrlanda, gelenekçi yapısını geride bırakmış olsa da diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak İrlanda’da aile bağlarının hala kuvvetli. Bu açıdan da bize benzediklerini söyleyebiliriz.

İrlanda tarihi ve kültürü ile ilgili okuduğum yazı ve özellikle izlediğim filmlerden sonra, Avrupa’nın diğer ülkelerine oranla daha kendi halinde, mütevazi ve muhafazakâr bir ülke ile karışılacağımı düşünmüştüm. 20. Yüzyılda yoksul bir ülke olarak bilinen İrlanda, özelikle 2008 yılından sonra, her alanda hızla gelişmiş ve Avrupa’da sayılı ülkeler arasına girmeyi başarmış.

Düşük vergi oranları nedeniyle, özellikle Google, Facebook, Twitter, Apple, Microsoft, Amazon, LinkedIn, Airbnb, Yahoo gibi teknoloji şirketleri, Avrupa merkezlerini Dublin’e aldıklarından Dublin, Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak anılıyor. Ekonomik alandaki bu değişimler, sosyo-kültürel yapıyı da etkilemiş durumda.

İrlanda ucuz bir ülke değil, hatta Avrupa’nın en pahalı ülkesi olduğu da söylenir. Haliyle Dublin’de oldukça pahalı bir şehir. O nedenle, bence alışveriş turizmi için uygun bir ülke değil. Zaten, boş verin alışverişi, şehrin ruhuna varın, bol bol gezin …

Dublin, yılda dört milyonun üzerindeki ziyaretçisiyle, Paris ve Londra’dan sonra Avrupa’da en çok ziyaret edilen Avrupa başkenti. Aynı zamanda dünyanın dört bir yanından dil öğrenmek için gelen öğrenci sayısı nedeniyle de tam bir öğrenci şehri.

 

İrlanda Nüfusu

İrlanda’nın nüfusu yaklaşık 5 milyon ve oldukça genç bir nüfusa sahip. İrlanda yaşadığı büyük kıtlık zamanındaki 8 milyon olan nüfusuna bir daha hiç ulaşamamış. İrlanda, dünyaya o kadar göç vermiş ki, İrlanda dışında yaşayan 80 milyon İrlandalının olduğu söyleniyor. Özellikle ABD’de 17 milyon İrlanda kökenli yaşadığı sanılıyor. ABD’nin eski başkanlarından Nixon ve Reagen’in da olduğu 8 başkanın kökeni de İrlanda…

Türkiye’de yaz kış saati uygulamasının kaldırması ve yıl boyunca aynı saat diliminin kullanması nedeniyle, artık İrlanda ile aramızda 3 saat fark bulunmakta. Yani İrlanda saati Türkiye saatinden 3 saat geride.

İrlanda’da hiçbir markette alışveriş sonrasında alışveriş poşeti bulamazsınız. Aldıklarınızı ya elinizde taşıyacaksınız ya da alışveriş çantanızı yanınızda götüreceksiniz. Marketten kaldığım yere elimde şampuan, duş jeli ve başkaca bir sürü şeyi taşıdığımı bilirim. Kendi evinde bile yıllardır geri dönüşüm çöpünü ayıran bir kişi olarak bu politikayı çok takdir etmiş ve ülkemizde de uygulanmasını dilemiştim. Ülkemizde her alışveriş sonrasında üçer beşer poşet alınmasın diye naylon poşetlerin artık parayla satılacağını okumuştum. Umarım ülkemizde de yakın zamanda naylon poşetler, İrlanda’daki gibi tamamen kaldırılır.

İrlanda’da yağmura ve soğuk havaya rağmen, sokaklarda ve parklarda eşofmanlarıyla sürekli koşan, yürüyen insanlar görebilirsiniz.

İrlanda’da elektrik priz girişleri, bizdeki gibi 2’li değil, 3’lü. Yani telefonunuzu şarj etmek veya elektronik herhangi bir aletinizi fişe takabilmek için, “dönüştürücü”ye ihtiyacınız var. Bunun için, herhangi bir marketten “adapter” adıyla dönüştürücü alabilirsiniz.

irlanda priz

Priz girişi için dönüştürücü

Üç Yapraklı Yonca, Arp ve Kelt Haçı İrlanda’nın sembolleri olarak bilinir. Hatta üç yapraklı yonca ve arp, İrlanda’nın tescilli ticari markası. Ancak Guinness, “arp” sembolünü daha önce markası olarak tescillediği için, İrlanda devleti, arp sembolünü ancak “ters arp” olarak kullanabilmiş. Koca devletsin, ama bir bira markasının marka sembolünü kullanamıyorsun.  Hukuk ve demokrasi güzel şey canımmm 😊

İrlanda Arması

irlanda arması

 

Guinness Arması

Guinness Arması

İrlanda Evleri

İrlanda’da çok katlı, büyük apartmanlara rastlamazsınız. Evler ya müstakil ya da az katlı, çoğunluğu kiremit rengi duvarları olan, birbirine benzeyen, klasik Victorian tarzı, çoğu sıralı ve karakteristik binalardan oluşuyor. Evin dış kapısının üstünde, yelpaze şeklinde cam bulunmakta ve bu girişin ışık almasını sağlamakta. Özellikle Dublin’in Rathmines ve benim de kalmış olduğum Ranelagh mahallesi, en çok iki katı Victorian evleri ve rengarenk kapılarıyla görülmeye değer.

 

irlanda evleri

İrlanda evleri

 

irlanda evleri

İrlanda’da bir bina yeni yapılmış olsa dahi, şehrin eski klasik mimari yapısına aykırı inşa edilmiyor. Tüm yapılar, uyum içerisinde ve çok estetik…

 

İrlanda’ya yerleşmek niyetiyle gidecek olanların, ev bulmakta zorluk çekecekleri garanti. Ev sayısı az olduğundan, boş ev bulmak hem çok zor hem de kiralar oldukça yüksek. Şöyle söyleyeyim, Dublin’de yaşayan bir arkadaşım 2017 yılında ev kirası olarak ayda 1.900. Euro ödüyordu. Evler çoğunlukla eşyalı kiraya veriliyor. Satılık ev fiyatlarına girmiyorum dahi ne kadar olduğunu ne siz sorun ne ben söyleyeyim…

 

Evlerin kapıları ise rengarenk… Bunun da çok ilgi çekici bir hikayesi var. Öyle ki bu hikâyeyi öğrendikten sonra, İrlandalılara olan saygım daha da artmıştı.

irlanda evlerinin kapıları

İrlanda evlerinin rengarenk kapıları

Rivayet o ki Kraliçe Victoria eşi Albert ölünce o kadar üzülmüş ki ulusal yas ilan etmiş. Kendisi de ölünceye kadar siyah giyindiği gibi İngiliz egemenliğindeki her yerde kapıların siyaha boyanmasını emretmiş. İrlandalılar ise bu emre uymadıkları gibi inatlarına kapılarını rengârenk boyamışlar.

Bir diğer rivayet ise İrlandalıların çok içki içmesi nedeniyle gece sarhoş eve gelmeleri ve evlerin birbirine benzemesi nedeniyle de sürekli evlerini karıştırmaları… Evlerin karışmasından bıkan İrlandalılar, kapılarını rengarenk boyayarak bu soruna çözüm bulmuşlar. Ben birinci rivayeti sevdiğimden, birinci hikâyenin doğruluğuna inanıyorum 😊

 

İrlanda Müziği

İrish müzik terimi, hepimizin kulağına çalınmıştır. Bu yerel müzik türü, keman, flüt, arp, akordeon ve gayda gibi müzikal enstrümanların karışımı ile elde edilen folklorik tarzdan oluşmakta. İskoç fok müziğine çok benzer. Temple bar bölgesindeki neredeyse tüm İrish Publarda canlı müzik gruplarınca coşkuyla çalınarak söylenen şarkılara dinleyenler, danslarıyla eşlik eder. Ancak, radyolarda ve gece kulüplerinde İrish müzik çalındığına pek rastlamadığımı söylemeliyim.

Ülkemizdeki yabancı müzik listelerinde çalınan şarkıların orada da yoğun olarak dinlendiğini gördüm. İrlanda günlerini yad etmek istediğimde, aldığım bu İrish Müzic CD’sini dinliyor ve İrlandalıların tabiriyle viskey içiyorum 😊

irlanda müziği

Ülkenin en meşhur dans müziği ise “Step dancing”tir. Hareketli ve dar alanda yapılamayacak bir dans olması sebebiyle, bu dansı yapanlar çok fazla değildi, Umarım siz Step dancing yapan daha İrlandalılara denk gelir ve keyifle izlersiniz.

Hani Titanik filminde 3. Sınıf insanların eğlencesinde çalan müzik vardı ya hani tempo tutmamanın imkânsız olduğu. (https://www.youtube.com/watch?v=erAQ9LkftwA) Dinleyin haksız mıyım 😊

İrlanda’dan çıkan dünyaca ünlü meşhur şarkıcılar da var.  U2, Sinead O’Connor, Enya, Hozier Bob Geldof, ve Cranberries, gibi isimleri eminim bir çoğumuz tanıyordur.

 

İrlanda Şehir içi Ulaşım ve Trafik

Dublin’de gezilecek noktalar birbirine yakın olduğundan, şehri yürüyerek de gezebilirsiniz. Toplu taşıma kullanmayı tercih edecekseniz Dublin’de şehir içi ulaşım için otobüs, tren ve tramwayı kullanabilirsiniz. Ancak; toplu taşımanın pahalı olduğunu söylemeliyim. İrlanda’da kaldığınız süre içinde toplu taşımayı sık kullanacaksanız, Leap Card almanızı tavsiye ederim.

Bu kart, İstanbul’da toplu ulaşım için kullanılan İstanbul Kart gibi bir kart. Bu kartı marketlerden edinebilirsiniz. Leap Cardı 5 Euro’ya satın alıp en az 5 Euro yükleyebilirsiniz. Bu kart ile tek bilete göre %30 civarında indirimli seyahat edebiliyorsunuz. Tam bilet 2.5-3.Euro gibi bir fiyattaydı. Tabi Leap Card ile daha indirimli seyahat ediyorsunuz. Ayrıntılı bilgi için (https://leapcard.ie) adresini ziyaret edebilirsiniz. Bana kalırsa uzun süre kalınmayacaksa, hele de kalacağınız yer merkezde ise bu kartı almanıza gerek yok. Zaten birçok noktaya yürüyerek gidebilirsiniz. Ancak; yürümeyi sevmiyor ve toplu taşımayı kullanmayı tercih ediyorsanız, bu kartı almanızda fayda var.

İrlanda şehir içi ulaşım

İrlanda’da birçok noktaya otobüs seferi bulunmakta. Otobüsler iki katlı. Otobüslere önden binilip önden iniliyor. Otobüslerde Wi-Fi bulunduğundan, internete bağlanabilirsiniz. Otobüse her bindiğinizde, şoföre ineceğiniz durağın adını söylemeniz ve Leap Cardınız varsa makinaya okutmanız gerekiyor. İneceğiniz durağı şoföre söylediğinizde şoför, gideceğiniz mesafeye göre ücreti belirliyor. Yani durak sayısına göre bilet fiyatı da değişiyor. Leap Card’ınız yoksa, otobüs şoföründen bozuk para ile bilet alabilirsiniz. O yüzden mutlaka yanınızda bozuk para bulundurmalısınız. Otobüslerin kötü tarafı ise, gece 23:00’dan sonra seferlerin bitmesi. Şehir içi ulaşımda kullanılan obüsler için www.dublinbus.ie linkinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

 

İrlanda’da ulaşım için DART adı verilen tren de kullanabilirsiniz. Sadece Dublin’de şehir içinde değil, şehirler arası yolculuk için de treni kullanabilirsiniz. Şehir içi seferlerde Leap Card kullanabilirsiniz; şehirler arası trenlerde ise trene binmeden bilet alabilirsiniz. Trenler için irishrail.ie linkinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

 

Dublin’de Luas adı verilen tramway hattı da çok tercih edilen bir ulaşım aracıdır. Green Line ve Red Line olmak üzere iki hattan oluşan Luas’ın 54 istasyonu vardır. Luas’larda da Leap Card kullanabilirsiniz. Tramwada binmeden önce bileti okutacağınız makinalar var. İnerken de yine aynı makinelerden kartınızı okutuyorsunuz. Tramvay biletlerini duraklardaki makinelerden kredi kartıyla da alabilirsiniz. Tramwaylarda turnike olmadığı gibi duraklarda kontrol eden bir görevli de yok. Ancak bazen bilet kontrolü olabiliyor ve biletsiz yakalanıldığında 100 Euro cezası var. Rezil olmanız da cabası… Tramvay için luas.ie linkinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

 

Aşağıda Dublin şehri ulaşım haritasını ekliyorum. Toplu taşıma kullanacak olanların işine çok yarayacağına eminim.

dublin şehir içi ulaşım

İrlanda’da ulaşım için taksi kullanacaklara, taksilerin pahalı olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım. Dublin’de birkaç kere taksi kullanmıştım. Taksiler, bakımlı ve yeni araçlar. Şoförleri ise son derece kibar ve konuşkan. Yol boyunca sizinle bol bol sohbet edeceklerdir. Yani tipik İrlandalılar…

 

İrlanda düz bir ülke olduğundan, bisiklet kullanımı da yaygın. Bu nedenle bisiklet de kiralayabilirsiniz.

Hava Alanından Dublin Merkeze Ulaşım Nasıl Yapılır:

Hava limanından dublin merkeze ulaşım

Dublin havalimanı ile şehir içine hızlı ulaşımı sağlayan ekspres otobüsler mevcuttur. Numarası 757. Bu otobüslerle ilgili bilgileri dodublin.ie/airport-transfers linkini inceleyerek öğrenebilirsiniz. Yaklaşık 10-15 dakikada bir kalkan bu yeşil otobüsler ile 6 Euro’ya Dublin merkeze gidebilirsiniz. Kalkış saatlerini (www.dublinbus.ie/Your-Journey1/Timetables/All-Timetables/74711) linkinde görebilirsiniz.

 

Diğer bir alternatif ise Aircoach adı verilen özel bir otobüs ile gitmektir. Airlink’e benzeyen ve Dublin Havaalanı’ndan Dublin Şehir Merkezi’ne giden otobüsün numarası 700. (www.aircoach.ie) linkinden inceleyebilirsiniz. Bu otobüs, farklı numaralar ile İrlanda’nın diğer şehirlerine de gitmekte.  Aşağıdaki şema, bu otobüsün duraklarını göstermekte. Bilet fiyatı ise 7.Euro.

irlanda dublin merkez

Başka bir alternatif ise 41 No’lu otobüsü kullanmak. Bu otobüs ile Dublin’in merkezine kadar gidebilirsiniz. Trafiğin yoğun saatlerinde yolculuk 40 dakika sürer.

Bir diğer yol ise 16 numaralı otobüs. Bu otobüsün güzergahı diğerlerinden uzun. Merkezdeki O’Connell Caddesine kadar gidebilirsiniz. Otobüs, şehrin güneyi boyunca yola devam etmekte.

Toplu taşıma kullanarak havalimanından Dubline gidecekler için en ucuz yol, halk otobüsleriyle gitmektir. Otobüs biletinin tek gidiş bilet fiyatı 3,30 Euro’dur. (Leap Card ile indirimli seyahat edebilirsiniz.)

 

Görüldüğü gibi Dublin rakamlar ile bölgelere ayrılmış durumda. Şehrin tam merkezi 1. Bölge olarak adlandırılıyor. Şehrin merkezi sayılan O’connell Caddesi burada bulunmakta. Trinity College ve Temple Bar bu bölgeye yürüme mesafesinde.

 

Elbette ki havalimanından Dublin merkeze gitmenin en kolay yolu taksi. İrlanda’da havalimanından şehir merkezine taksi ile gelmek isterseniz ortalama 30 Euro gibi bir ücret ödersiniz. Yol trafiğe bağlı olarak yaklaşık 30 dakika civarında sürer.

 

İrlanda’da arabaların direksiyonu sağ tarafta ve trafik soldan akmaktadır. Ben araç kullanmayacağım bu ayrıntı beni ilgilendirmiyor demeyin, çünkü yaya olsanız dahi, trafik bize göre ters olduğu ve nereden araba çıkacağını anlayamadığınız için, trafik akışına dikkat etmelisiniz. İrlanda, biz turistlerin trafikte zorluk yaşayacağını o kadar düşünmüş ki karşı karşıya geçerken hangi tarafa bakmamız gerektiğini bile yola kocaman şekilde “Look Left” ve “Look Right”yazmış. 😊

 

Dublinden Kylemore Abbey’e gitmek için Enterprise’den araç kiralamıştım. İrlanda’da Türk ehliyeti ile araç kiralayabilirsiniz. Alışkın olduğumuzun tersine akan trafikte, üstelik de direksiyonu sağda olan bir araç kullandığım için, ilk başlarda gerildiğimi söylemeliyim. Otobanda çok sorun olmasa da şehir içinde araç kullanmak gerçekten karmaşık bir hal alıyor. Bu nedenle, araç kiralamayı düşünüyorsanız, bu hususu gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Bu arada aracınızın benzininizi kendiniz dolduruyorsunuz.

 

Guiness Rekorlar Kitabının Ortaya Çıkma Hikayesi

Malum, İrlanda’da pub kültürü çok gelişmiş ve bira ve viski bolca tüketilmekte. Sarhoş olduktan sonra, hemen her konuda inatlaşıp kimin haklı olduğu konusunda bir türlü anlaşmaya varamıyorlarmış. Rivayete göre 1950’li yıllarda Guinness bira fabrikası müdürü bir av partisinde arkadaşlarıyla Avrupa’daki en hızlı av kuşunun hangisi olduğuyla ilgili bir tartışmaya başlamış, bu hararetli tartışma sonrasında da 1955 yılında Guinness Rekorlar Kitabı basılmış ve 70.000 adet satılmış. Yani, Guinness firması, en çok bahse girilen konuların cevaplarının olduğu bir kitap bastırıp barlara dağıtarak tartışmaları sonlandırmış.

 

Guinness artık bu konuda bir marka ve dünyanın tek rekor tescil kitabı. Her sene milyonlar satıyor. Yılda 70 bin kişinin Guinness’e Rekorlar kitabına, kendi rekorları tescillesin diye başvuruda bulunduğu söyleniyor.

Son olarak bilmen gereken birşey daha var İrlanda’lılar türkleri seviyor mu? Yoksa nefret mi ediyor. merak ediyorsanız  İrlanda’lılar Türkler hakkında ne düşünüyor yazıma mutlaka göz atmalısınız.

İrlanda Gezilecek Yerler

dublin haritası
İrlanda, Brevheart filminden sonra merak edilir hale geldi; ancak asıl popülerliğini Game of Thrones’tan sonra kazandı. Dizinin bazı bölümleri burada çekildiği için, Game of Thrones meraklıları için turlar dahi düzenlenmekte. Evet ben de katıldım bu tura bilahare anlatacağım.

01 GUİNNESS STORE

Guiness Store

İrlanda’nın dünyaca ünlü siyah birası Guinness’in fabrikası, 2000 yılından beri müze olarak kullanılıyor. Turistlerin en popüler ziyaret noktalarından olan bina, Guinness’in kurucusu Arthur Guinness tarafından 9.000 yıllığına kiralanmış. 😊 7 katlı binada rehber eşliğinde gezerken, 250 yıldan uzun bir tarih yolculuğuna çıkarak rehberden Guinness’in tarihini ve yapımındaki malzemeleri ve süreci dinliyorsunuz. Tur, yaklaşık 2 saat sürmekte ancak istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Bilet fiyatı 25.-Euro ☹ Giriş biletini internetten indirimli alabilme imkânı var. Kişisel görüşüm bu kadar popülerliğine karşın, bu tura gitmemek bir kayıp değil. Çünkü, 25-Euro’ya bira yapımını canlı olarak göremiyor, sadece dinliyorsunuz.

Gerçek üretimi görmediğim için, hayal kırıklığına uğramıştım. 25.-Euro’ya, binanın 7. Katında kenti 360 dereceden gören Gravity Bar’da içeceğiniz bir bardak Guinness birada dahil. Oldukça kalabalık olduğundan, oturacak yer bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Ayrıca, Guinness Store’da gift shop’ta bulunmakta.

Aşağıdaki fotoğraflarda, şehrin 360 derece manzarasına sahip Gravity Bar gözükmekte.

guiness store

Guinness, bardağa döküldüğü zaman açık kahverengiyken, dakikalar sonra adım adım koyulaşarak siyah renge dönüşüyor. Aslında siyah değil de yakut kırmızısıymış, bence baya siyah… Bardağın üzerinde oldukça yoğun bir köpüğü var. Tadı alışık olduğumuz bira tadından daha ağır olan bu bira, İrlanda publarında açık ara en çok içilen bira.

guiness bira

 

02 DUBLİN CASTLE

dublin kalesi

Şehrin içinde bir kale…  Rehberli tur alarak da gezebilirsiniz. Gösterilen oda sayısı az. Bunlarda gösterişli mobilyalarla döşenmiş odalar. Bu esnada rehberden kalenin tarihini de dinleyebilirsiniz. Açıkçası bazı Avrupa kentlerindeki kaleleri gezmiş iseniz, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz, çünkü buradaki kalelere göre küçük bir kale… Kale gibi de değil, nasıl söylesem daha çok küçük bir saraycık 😊

Şimdilerde devlet misafirlerinin ağırlandığı bir bina olarak kullanılıyor. İrlanda’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı sırasında da bu kale merkez olarak kullanılmış. Avlusu ve bir bölümü herkese açık; ancak heykel, tablo ve sanat eserlerinin bulunduğu alanlar ücretli. Hatırladığım kadarıyla rehberli tur, 10. Euro civarındaydı.

dublin kalesi

 

 

03 CHRİST CHURCH CATHEDRAL

christ church cathedral

İsa Kilisesi olarak da biliniyor. Avrupa’daki tüm katedraller gibi gösterişli bir mimarisi var. Gotik bir yapı. Kendinizi ortaçağda hissedeceksiniz. Kadetral Dublin’in en eski binası. Yaklaşık bin yıldır Hristiyanların hac yerlerinden. Ünlü dizi The Tudors’un kilise sahnelerinin büyük bir bölümü burada çekilmiş.

 

El yazmaları ve eski eserlerin yanı sıra Mesih Hazineleri Kilisesi’ne ev sahipliği yapan katedral, 26 Aralık hariç her gün açık. İbadet için herhangi bir ücret alınmıyor. Ancak 45 dakika süren rehberli turlar ile katedrali hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Bilet fiyatı 11 Euro.

christ church katedrali
Katedralin bir diğer ilginç yönü ise mumyalanmış kedi ve fare bulunması. Hikayesi de şöyleymiş. Yaklaşık 150 yıl önce kedi fareyi kovalarken ikisi de orgun içine sıkışmış. Sonrasında da bu ikili mumyalanmış ve sergilenmeye başlanmış. Ünlü İrlandalı yazar James Joyce, Finnegans’s Wake isimli kitabında; ”As stuck as that cat to that mouse in that tube of that Christ Church organ” diyerek buradaki kedinin fareye olan tutkusuna atıfta bulunmuş. “Christ Church orgunun borusundaki o fareye tutkun olan kedi kadar tutkun”…

christ church katedrali hikayesi

  1. ST.PATRİCK’S KATEDRAL

st patricks kathedrali

800 yıllık önce yapılmış olan katedral, aynı zamanda İrlanda’nın en büyük Katedrali. Gotik mimariye sahip olan katedral, İrlanda’nın en önemli hac merkezlerinden biri. St. Patrik, Dublin’e Hıristiyanlığı getiren aziz olarak biliniyor ve ülkede 17 Mart St. Patrick’s günü olarak kutlanıyor. İrlanda için önemli 500’e yakın kişi bu katedralin mezarlığına gömülmüş. Katedralde Viking ve ortaçağ dönemlerinden kalan tarihi eserler, Mısır Koleksiyonuyla bir müze gibi. Korosu da ünlü. Girişi 7. Euro.

Dublin merkezden 27, 56A, 77A, 150 ve 151 No’lu otobüsler ile gidebilirsiniz.

Evet bence de bir yerden sonra bütün katedraller birbirine benziyor…

 

04 TRİNİTY COLLEGE

trinity college

Muhteşem üniversite binası ve muhteşem bir kütüphane… 1592 yılında Kraliçe I. Elizabeth tarafından yaptırılmış. Trinity College sadece Avrupa’nın değil, dünyanın en iyi üniversitelerinden biri. İlk zamanlarda sadece Protestanları kabul ediyormuş. Dünyaca ünlü Oscar Wilde, James Joyce ve Samuel Beckett da buradan mezun olmuş.

Berkeley Kütüphanesi’nin bahçesinde “Sphere Within Sphere” heykeli bulunmakta. (Küre içinde küre) heykeli bulunmakta. İtalyan heykeltıraş Arnaldo Pomodoro tarafından yapılan bu bronz heykel, Trinity Koleji’ne hediye edilmiş. Bu eserin aynısının Roma’da da olduğunu hatırlıyorum. Derin bir anlamı olduğuna eminim ancak ne yazık ki ben bilmiyorum.

trinity college küre

Trinity College’in bahçesindeki Eski Kütüphane ise muhteşem… Kütüphaneye girmek için ücret ödemeniz gerekiyor. Giriş 14 Euro. Bu kütüphane dünyanın en büyük kütüphanelerinden. Kütüphanenin meşhur Uzun Odasının (Long Room) uzunluğu 65 metre iken, tavan yüksekliği 14 metre. Koridor boyunca sağda ve solda oldukça büyük odalarda, kemerli tavana doğru kitaplar raflara dizili. Kitaplıklardaki kitaplara ulaşabilmek için büyük merdivenler konulmuş.

 

1801 yılından beri Britanya’da ve İrlanda’da basılan her bir kitabın bir kopyasını bulundurma hakkına sahip olduğu için, kütüphanede 200.000 eski kitap bulunduğu söyleniyor. Salon boyunca odaların önünde her iki tarafta, Bacon, Cicero, Eflatun, Newton, Plato, Shakespeare, Socrates gibi büyük düşünür ve yazarların mermerden büstleri bulunmakta.

Dünyanın en eski el yazması olan 9. yüzyıldan kalma The Book of Kells Kitabı burada sergileniyor.

Uzun Oda’da İrlanda’nın günümüze kadar gelen en eski arpı da sergilenmekte. Arpın İrlanda için önemli bir sembol olduğunu bahsetmiştim.

Trinity College’e 342 ve 346 No’lu otobüslerle gidebilirsiniz. Trinity College’i ve kütüphaneyi mutlaka görmenizi öneririm.

 

  1. STEPHEN’S GREEN PARK

ST. STEPHEN’S GREEN PARK

Şehrin merkezinde olan oldukça büyük bir park. Öyle ki yaklaşık 22 hektarlık bir alandaymış. 3.5 k.m. yürüyüş yolu bulunmakta. Toplu taşıma araçları önünden geçiyor. Parkın içerisinde sadece ağaçlar değil, küçük havuzlar da var. Sadece gezmek için değil, dinlenmek için de uğramanızı tavsiye ederim. Yeşillikler içinde huzur bulabilir, parktaki havuzlardaki kuğu ve ördekleri seyredebilirsiniz. Parkın birden fazla kapısı bulunuyor ve ayrıca içinden geçen yollar, kestirme yollar olarak da kullanılıyor. Yılın her dönemi canlı ve ziyaretçisi bol. Sizin de gezerken bu tarz parkların ülkemizde olmadığı için benim gibi iç geçireceğinizden eminim.

 

05 TEMPLE BAR

irlanda temple bar

Aslında bir Irısh Pub’ın adı; fakat Dublin’de geleneksel İrlanda Barlarının olduğu bölgenin genel adı olarak kullanılıyor. Bu bölgede çok sayıda restoran ve barlardan var. Hafta içi, hafta sonu, her zaman kalabalık, capcanlı ve eğlenceli … Yerli İrlandalılardan ziyade turistlerin eğlence merkezi. Buradaki irish publarda canlı grupların çaldığı geleneksel İrlanda müziği ile coşmanız garanti. Kalabalıkta yer bulmakta bile zorlanabilirsiniz. Şehrin diğer publarına göre bi tık pahalı olduğunu söyleyebilirim. Ben çok eğlendim, kesinlikle gitmenizi öneririm. Ve tabi gelenek olduğu üzere Temple Bar yazısının önünde fotoğraf çektirin.

 

06 JAMESON WHİSKY STORE

jameson-viskey-store

Viskinin dünyada ilk nerede yapıldığı konusunda hala tartışmalar devam etse de genel kabul viskinin ilk İrlandalılar tarafından yapıldığı. Jameson, birçok İrlanda viskisi gibi 3 kez damıtıldıktan sonra %40 alkol seviyesi ile şişeleniyor. İskoç viskileri ise 2 kez damıtılırmış. Hatta bu konuda İskoçlar İrlandalıların viskiden anlamadıkları için viskiyi 3 kez damıtmak zorunda kaldıklarını söyleyerek İrlandalılara takılırlarmış. Eski tarihi binasını gezerken, samimi ve eğlenceli rehberlerden hem viski yapımını hem de Jameson markasının tarihçesini öğreniyorsunuz. Tur fiyatı 20. Euro. Bu fiyata tur sonrası içeceğiniz 1 kadeh viski de dahil. Barın olduğu yerde hediyelik eşya satışı yapılan yer de var. Ayrıca, burada viski de satın alabilirsiniz. Zencefilli Gazozlu Viskiyi deneyin derim. Guinness ve Jameson turları arasında bir seçim yapmanız gerekiyorsa, bence Jameson turu tercih edilebilir.

 

07 GOOGLE VE FACEBOOK BİNALARI

irlanda facebook

Google, Facebook, Twitter ve Linkedin gibi teknoloji firmalarının Avrupa merkez ofisi İrlanda’dır. Bu binalardan özellikle Google ve Facebook binası turistlerin gezmek istediği yerler arasındadır. İrlanda, teknoloji devlerinin Avrupa merkezi konumunda. Grand Canal bölgesine giderek Facebook ve Google binalarını görebilirsiniz. Buraya, merkezden yarım saat yürüyerek ulaşabilirsiniz. Önceden rezervasyon yaptırarak bu binayı gezebilirsiniz. Google binası, Dublin’in en yüksek binasıydı; sanırım 11 katlıydı 😊

irlanda google

Gezerken çalışanlara sunulan olanak ve imkanları gördükçe imreneceğiniz garanti. Her katta bulunan mutfaklarda çalışanlara, dünya mutfağından dahi yemekler yapılıyor. Spor salonu, havuz, terzi vs. gibi çalışanların her türlü ihtiyaçlarını giderebileceği yerler de unutulmamış.

Böylelikle çalışanların binadan çıkmadan tüm ihtiyaçlarını giderebilmesi amaçlanmış. Google, çalışmak için dünyanın en iyi şirketi seçilmiş. Kıskandım mı? Ne kıskancam ya 😊 Bu arada, Google Dublin’de 100’ün üzerinde Türkün çalıştığını duydum.

 

08 DUBLİNİA

dublinia

Christ Church Cathedral binasıyla yan yana olan bu bina, Christ Church Cathedral’a çok benzemekte. Bu iki bina birbirine bir üst geçitle bağlanmakta. 3 katlı müze, aslında 3 dönemi anlatıyor. Viking döneminde Vikinglerin günlük yaşamları, kıyafetleri, silahları sergileniyor.  Hatta Viking dönemine göre döşenmiş bir Viking Evi dahi var.

Diğer bölümde ise Dublin’in ortaçağ dönemindeki yaşamı canlandırılmış. Bu bölümde şehrin o dönemki manzarasını ve o dönemde kullanılan küçük el tezgâhları ve benzeri eşyaları görebilir ve Dublin’in ortaçağ dönemindeki yaşamı hakkında fikir edinebilirsiniz.

 

Tarih Avcısı bölümünde ise bilimsel araştırmaların nasıl yapıldığı sergilenmiş. Ölmüş bir kadının iskeleti de sergilenirken, bu kadının yaşarken nasıl göründüğüne dair bir büst, bilimsel teknikler kullanılarak yapılmış.

 

Ayrıca, binanın üstüne çıkıp şehri de izleyebilirsiniz. Heykeller balmumundan mı bilmiyorum, ancak canlı insanlara benzetilen bu heykellerle dönemin ruhu yansıtılmaya çalışılmış. Değişik bir müze. Çocukların burada olmaktan büyük keyif aldığı bir gerçek. Rotanıza Dublinia’yı alacaksanız en az 2 saatinizi ayırmalısınız. Bu arada bilet fiyatı 8. Euro.

 

09 DUBLİN MÜZELERİ

Dublin’de müzelerin girişi ücretsiz. Müzeler ilginizi çekiyorsa, National Museum of Ireland (Ulusal Müze), Archaelogy (Arkeoloji Müzesi), Natural History (Doğa Tarih Müzesi), Country Life, Decorative Arts & History’yi gezilebilirsiniz.

Müze detaylarına (https://www.museum.ie/Home) linkinden ulaşabilirsiniz.

 

10 SAMUEL BECKETT KÖPRÜSÜ

Samuel Beckett Köprüsü

Ya köprü işte nesini görücem diyebilirsiniz. Efenim köprünün şöyle bir özelliği var. Köprü bir “arp” benzetilerek tasarlanmış. Adını da Dublin’in ünlü yazarlarından olan Samuel Beckett’tan almış.

 

11 MOLLY MALONE HEYKELİ

molly malone heykeli

Suffolk Caddesinde bulunan bu bronz heykel, tarihi bir eser değil. Ancak İrlandalılar için öneme ve ilginç bir hikâyeye sahip. Hikâyeye göre, 3 asır önce Mary isimli genç ve güzel bir kadın, Dublin’de, sokaklarda el arabasıyla balık ve midye satarmış. O dönemler Mary ismine Molly de derlermiş. Timothy isimli kendi gibi fakir genç bir kemancı, Molly’e âşık olmuş. Ancak, savaş, kıtlık ve açlık derken zamanla Molly geceleri güzelliğini satmaya başlamış… Sabah akşam demeden böyle çalışırken Molly hasta olmuş ve tifodan ölmüş. Timothy de artık keman çalmayı bırakmış.  Tüm halk, Molly’i günahsız kabul etmiş, Timothy tekrar kemanını eline aldığında ise sokaklardan el arabasının gıcırtısı duyulurmuş. Efsaneye göre o zamanlarda Molly’nin ruhu gelmekteymiş…

 

İrlanda’da 13 Haziran Molly Malone’s günü ilan edilerek şehrin göbeğine heykelini dikilmiş. Hatta 1800’lü yıllarda adına halk türküsü bile yapılmış. Türkünün bir kısmı da şöyle “Ateşten öldü, Ve kimse onu kurtaramaz, Ve bu tatlı Molly Malone’un sonuydu, Ama hayaleti onun barrowunu çevirir, Geniş ve dar sokaklarda…” Hatta bu türkü İrlanda halk marşı olmuş…

 

Geleneklerine bağlı Katolik İrlandalıların, fahişelik yapan bir kadın için şarkı besteleyip bir de heykelini dikmeleri ne kadar ilginç değil mi?

Bronz heykelin göğüs kısmının rengi, insanların sürekli elleriyle dokunmaları nedeniyle daha parlaktır.

 

12 PHOENİX PARK

phoenix park

Dublin’in batısında yer alan park, alında 1660’lı yıllarda kraliyet av parkı olarak kurulmuş.  1747’de ise halka açılmış. Avrupa’nın en büyük şehir içinde bulunan parkı. O kadar büyük bir park ki parkın içinde sadece hayvanlar değil, aynı zamanda victoria çiçek bahçeleri de bulunuyor. İçerisinde bazı dönemler aktiviteler yapılmakta. Halka açık yürüyüş ve bisiklet yolu da var. Parkın girişinden bisiklet kiralarsanız, bu büyük parkın her yerine gitme imkânı da bulabilirsiniz. Parkın içinde alageyik sürüleri de var. Bu geyikler, 17. y.y.’dan beri burada yaşıyorlarmış. Ayrıca, parkta sincapları, gölde yüzen kuğuları, ördekleri ve asırlık ağaçları da görebilirsiniz.

 

Phoenix Park’a merkezden 46A No’lu otobüs ile ulaşabilirsiniz. Tüm yıl boyunca, haftanın her günü açık olan parkın Parkgate Caddesi ve Castleknock Kapısındaki ana kapıları 24 saat açık; ancak diğer bölümlere sanırım en son 15:15’ten giriş yapamıyorsunuz.

Ayrıca, ziyaretçi merkezinin yanında 17. yüzyıldan öncesine ait tamamen restore edilmiş Ashtown kalesi bulunmakta. Ziyaretçi Merkezi’nden Kaleye günün belli saatlerinde turlar düzenleniyor.

 

13 MALAHİDE CASTLE

malahide castle

Malahide kasabasına Dublin’den 102 ve 42 No’lu Otobüs veya Tren ile de gidilebilirsiniz, ancak kaleye kadar ulaşım var mı bilmiyorum. Kalenin Malahide kasabasına 10 dakika yürüyüş mesafesinde olduğunu duymuştum. Ben araçla gittiğim için, bu konuda net konuşamayacağım. Dublin’den yarım saatte ulaşabilirsiniz.

 

Malahide Şatosu gezisi, keyif aldığım bir geziydi. 12. y.y.’da yapılmış olan kale, tabiki restore edilmiş; ancak gerçekten iyi korunmuş ve bakımlı. Gerek mimarisi gerekse içindeki antika mobilyaları ve sanat eserlerini görmek ve o dönemin yaşantısını anlamak için harika bir deneyim. Canlı rehber eşliğinde, yaklaşık 45 dakika süren tur boyunca şatoyu gezerken, şatonun tarihini de dinleyebilirsiniz. Tur esnasında esprili rehberimiz, burada yaşayanların yılda 2 kere yıkandığını söylemişti. 😊 Rehberli tur 12. Euro. Şatonun 250 dönümlük bir alana yayılan bahçesi de içinizi açacak.

 

14 GALWAY

galway

İrlanda’nın batısında bulunan Galway’e, Cliff Of Moher’e de giderken uğrayabilirsiniz; ancak ben o sırada değil, ayrıca gitmiştim. Dublin’e göre olukça küçük, ancak gitmenizi önereceğim bir şehir. Dublin’den çok farklı, daha çok kasaba havasında bir şehir. Dublin’in büyük şehir havasına ve edasına karşı, Galway daha yerel kalmayı becermiş. Belki de gerçek İrlanda … Zaten İrlanda’nın da ülkenin 4. Büyük kenti. Dublin’den arabayla 3,5-4 saatte ulaşabilirsiniz. İspanyol tarzı mimarili evlere denk gelirsiniz.

Deniz kenarında, 2 katlı, kartpostal manzaralarına konu olmuş evlerini görünce “aaa ben bunu internette görmüştüm” diyebilirsiniz. Evlerin haricinde, tarihi kilisesi, eğlenceli sokakları, sokak sanatları, güzel cafe ve pubları da görülmeye değer. Ülkenin halen İrlandaca (Gaice) konuşulan nadir bölgelerindendir.

Publarında yerel biralar da tadabilirsiniz. Küçük bir yer olduğundan, yürüme mesafesindeki Latin Quarter’da hediyelik eşyalar bakabilir, yemek yiyerek turunuzu tamamlayabilirsiniz. Bana oldukça butik, hatta bohem bir yer gelmişti.

 

15 CİLFF OF MOHER

cliff of mother

İrlanda’nın en batısında yer alan muhteşem bir yer. Dublin’den tur alarak burayı gezebilirsiniz. Paddywagon adlı tur şirketi, İrlanda’nın birçok bölgesine günübirlik tur düzenliyor. Ben turla değil, arabayla gittim. Arabayı park ettikten sonra, Moher kayalıklarına çamurlu ve oldukça kaygan bir yoldan ulaşıyorsunuz.

Atlantik okyanusuna karşı yüksekliği 214 metreyi bulan ürkütücü uçurumlara karşı, 8 km. bulan uzun yürüyüş parkurunda rüzgâra karşı yürümek tek kelimeyle muhteşem. Atlantik okyanusunun hırçın dalgalarının metrelerce yükseklikteki uçurumları dövüşünü izlemek gerçekten heyecan verici.

Bu yolda epeyce fotoğraf çektirmek isteyeceksiniz. Kesinlikle gidilmesi ve görülmesi gereken bir yer. İrlanda’dan döndükten sonra izlediğim İrlandalı Kız filminin giriş sahnesini, bu manzara için kaç kere seyrettiğimi hatırlamıyorum. İrlanda’nın en güzel ve popüler turistik yerlerinden olan Cliff Of Moher’i görmeden gelmeyin.

Ancak, kıyıya çok yaklaşmamaya ve kaygan zemine dikkat etmenizde fayda var. Çimler her daim ıslak ve zemin oldukça çamurlu. Bu yüzden giderken, mutlaka su geçirmez bot, hatta çizme ve kalın mont giymenizi öneririm.

Selfie çektirirken dikkatsizlikleri yüzünden düşüp ölenler olduğunu duymuştum. Hatta, burada ölenlerin anısına, aşağıya düştükleri yere küçük taştan anıt gibi bir şey dikilmiş.  Tabi ölenlerin cesedinin bulunabildiğini sanmıyorum.

Okyanusun korkunç yırtıcı dalgalarını ve sert rüzgarları görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Tehlikeli bir yer mi, tabi ki hayır, kayalıkların dibine kadar giderek şov yapmaya gerek yok.

 

16 KYLEMORE ABBEY

kylemore abbey

Dublin’den Kylemore Manastırı’na araba kiralayarak gittiğim ve alternatif yolları hiç araştırmadığımdan, başka nasıl ulaşılır bilmiyorum. Ancak, Kylemore’ye, yakındaki Clifden veya Galway şehrinden turlar olduğunu duymuştum.  Kylemore Abbey, İrlanda’nın batısında yer almakta ve yol, Dublin’den yaklaşık 3,5 saat sürmekte.

Otobandan ayrıldıktan sonra Connemara bölgesine girince yol boyunca, kendimi İrlanda’da değil de bambaşka bir coğrafyada hissettim. Çünkü gördüğüm manzara, kesinlikle tipik bir İrlanda manzarası değildi. Çorak, tek bir yeşilliğin olmadığı küçük dağlar arasında ilerleyen dar yoldan giderken, hani İrlanda’nın her yeri yemyeşildi diyerek geçirdim içimden. Sanki, İrlanda da değil, minyatür Arizona’daydım. 😊

Sonra birdenbire ilginç bir şekilde tekrar yeşillikler, köy evleri ve koyun sürüleri başladı. Köy evleri dediysem aklınıza bizdeki köy evleri gelmesin.  Şunun gibi evler 😊 Bizdeki villalar onların köy evleri…

Manastıra yaklaşırken, Killary’deki İrlanda’nın tek fiyordunu göreceksiniz. Resimde gözükmüyor ancak burada bulunan tekne ile fiyort turu yapılıyormuş.

Ardından, Kylemore Manastırı’na ulaşıyorsunuz. Yolculuk sırasındaki manzara değişiklikleri ilginizi çekebilir.

Gelelim manastıra… Fotoğraflarda muhteşem gözüken o manastır, ne yazı ki o kadar da muhteşem gözükmüyordu. Manastırın dışının büyük bir bölümü restorasyondaydı ve fotoğraflardaki kadar fotojenik değildi. Ancak, Kylemore’un göl manzaralı harika bir konuma sahip olduğunu söylemeliyim. Giriş 13.Euro. Ormanlık bir alanda kurulu olduğundan, manastırı ziyaret ettikten sonra ormanda göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz, ki ben öyle yapmıştım. Manastır ve çevresi, Connemara gölüne yansıdığı için, gerçekten de çok estetik fotoğraflar yakalayabilirsiniz.

 

Saat 17:00’a kadar girebiliyorsunuz. (Yaz kış tarifesi farklı olabilir) Manastırı gezerken benim gibi hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çünkü sadece yatak odası sayısı 33 olan bu kocaman binanın, yalnızca giriş katındaki 3 odasını gezebiliyorsunuz. Şaka gibi ama gerçek … Yani manastırın çok küçük bir kısmı halka açık durumda.

 

Manastırın yanında gotik bir kilisesi ve ayrıca botanik bahçesi bulunmakta. Gotik kilisenin dış görünümü ilginizi çekecektir.

 

Viktorya dönemi duvarlarla çevrili bahçesi ise oldukça büyük. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında rehberli bahçe turları var. Hatta bahçeye çift yönlü servis otobüsü varmış. Mevsimi olmadığından ben bahçeye gezmedim. Ama bahar ve yaz aylarında keyifli olabilir.

Hediyelik dükkânın ve restoranın pahalı olduğunu söylemeliyim.

Manastırın tarihi, oldukça romantik, aynı zamanda trajik… Manchester’lı Mitchell ve Margaret Henry isimli çift, balayı için İrlanda’ya geldiğinde, Margaret, burayı o kadar çok sevmiş ki kocası, cerrahlığı bırakarak babasının mirası ile burayı satın almış. 9 çocukları oluyor. Ancak Margaret vefat etmiş, eşi onun anısına Gotik kiliseyi inşa ettirmiş. Zamanla manastır olan bina, 2010 yılına kadar da yatılı okulmuş.

 

Gerek restorasyonda oluşu gerekse kocaman manastırın sadece 3 odasını görebildiğimiz için, gidip gitmemek tercihinize kalmış. Ancak fiyort, Coonemara gölü ve bölgesi ilgi çekici …

 

17 GIANT’S CAUSEWAY VE GAME OF THRONES TURU

giant's causeaway

Dünyada son yılların en popüler dizilerinden biri olan Game of Thrones’un bazı sahneleri İrlanda’da çekildiği için, ee haliyle İrlanda’da bu durum turizme de yansımış. Bu bölgelerin de içinde olduğu yerlere turlar düzenleniyor. Kuzey İrlanda bölgesine günlük olarak düzenlenen bu turu ve başkaca turlar hakkındaki bilgileri (www.irishdaytours.ie) linkini inceleyerek öğrenebilirsiniz.

Tur fiyatı normalde 65  Euro ancak satıştaki beyefendiyle uzun ve keyifli sohbet sonucu indirim yapmasıyla turu 60. Euro’ya aldım. Tur deneyimimden sonra, turla mı gidelim, bağımsız mı diye sorarsanız, gidilecek noktaları iyi belirleyip rotayı iyi belirlemek şartıyla bağımsız gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü turla, hızlandırılmış şekilde gezmekle birlikte, Dunluca Castle gibi bazı noktaları uzaktan seyredebildik.

 

Tur oldukça erken bir saatte sabah 06:30’da başlıyor. Buluşma noktası Molly Malone heykeli. Dublin’den Kuzey İrlanda’ya doğru giderken yolda ihtiyaç molası da veriliyor.

Giants Geçidi (Devler Geçidi) ve Causeway Coast (Causeway Sahili):

Kuzey İrlanda’nın Antrim Kontluğunun kuzeyindeki Bushmills kasabasında yer alan bölge aynı zamanda Unesco’nun koruma listesinde. 60 milyon yıl önce gerçekleşen volkanik aktiviteler sonucunda, sıcak lavın soğumasıyla 40.000 beşgen şekilli bazalt oluşuyor.  Bu şekiller, sanki elle düzgünce kesilmiş ve Lego gibi dizilmişler. Bu şekiller, denizin altında kayboluyor ve Straffe adasında yeniden ortaya çıkıyor.

Bu şekiller efsanelere de konu olmuş. Şöyle ki efem; İrlanda’nın kuzeyinde yaşayan dev Finn MacCool ile İskoçya’da yaşayan rakibi dev Benandonner kimin daha iyi olduğu konusunda düelloya girmiş. Dev Finn, İskoçya’ya ulaşabilmek için deniz içine kayalar koyarak geçiş yolu oluşturmuş. Ancak; Benandonner’in ayak izini gören Finn rakibinin ne kadar iri ve güçlü olduğunu anlayarak evine dönmüş. Gördüklerini karısına anlatan devin karısı büyük bir beşik yapıp Finn’i de bebek gibi giydirerek beşiğe yatırmış. Dev Benandonner, dev Finn’in evine gelip devasa bebeği görünce, eğer oğlu böyleyse babası kim bilir nasıldır diyerek kaçmış. Kaçarken de Finn’in İskoçya’ya ulaşmasını önlemek için geçidi yıkmış. Kalan şekiller de o geçitten kalanlarmış. Efsane işte napcan …

 

18 Carrick-A-rede İp Köprüsü

carrick a rede ip kköprüsü

Bu halat köprü, Ballintoy köyüne yakın. Hava çok rüzgârlı olduğundan, rehberimiz köprüden geçiş yaptırılmadığını söylemiş ve köprüye gidememiştik. Bu nedenle deneyimlerimi anlatamayacağım. Ancak; okyanus manzarasının etkileyici olduğu gözüküyor. Köprü 23 metre yüksekliğinde ve 20 metre eninde. Ayrıca havanın güzel olduğu günlerde İskoç sahilleri görülebiliyormuş.

 

Carrick-A-Rede ismi ise şuradan geliyormuş… Carrick Adası Atlantik okyanusundaki somonların geçiş yolu üzerindeymiş. Bu nedenle balıkçılar, yaklaşık 350 yıl boyunca somon avlamak için kendi yapmış oldukları ip köprü ile Carrik Adasına geçerek kıyılarda avlanıyorlarmış. Carrick-A-Rede de yoldaki kaya demekmiş. Ancak, somonların nesli tükenme tehlikesi başlayınca, o dönemlerde bölgedeki en önemli iş olmasına rağmen, 2002 yılında somon avcılığına son verilmiş.

 

19 Dark Hedges

Kuzey İrlanda’da Antrim bölgesinde bulunan Dark Hedges’i, Türkçeye Karanlık Çitler olarak çevirebiliriz. 1775 yılında Stuart ailesi tarafından misafirlerini etkilemek için yaklaşık 150 kayın ağacı dikilmiş. Dark Hedges, Game of Thrones’da King’s Road olarak da biliniyor. Arya Stark’ın Gendry ve Hot Pie ile King’s Landing’den kaçtığı yol sahnesi 😊 Verilen molada fotoğraf çektirip yol boyunca yürüme imkânınız var. Ancak şansıma sağanak şeklinde yağan yağmur sonucu sırılsıklam oldum, bu nedenle pek neşeli hatıralarım yok☹

Üstelik kış olması nedeniyle manzara hiç de resimlerde gördüğüm gibi değildi☹

Dark Hedges Umduğum

dark hedges

Dark Hedges Bulduğum

Ancak; dar bir yolun her iki tarafında dizili olan kayın ağaçları, yine de etkileyici… Yazın muhteşem kareler yakalayabilirsiniz.

 

20 Dunluce Castle

dunluce castle

Kuzey İrlanda’daki ortaçağdan kalma bu kale, aslında oldukça yıkık dökük. Buna rağmen, kalede Game Of Thrones’un bazı sahneleri burada çekilmiş. Tabi ki dizide kale, bu haliyle değil, bilgisayar programlarıyla tamamlanmış haliyle gözüküyor. Ancak söylemeliyim ki tur, kelenin yanına kadar gitmiyor, kaleyi uzaktan seyretme ve fotoğraf çekme molası veriliyor. Bir bazalt çıkıntısının kenarında yer alan kalenin mutfağının bir kısmının denize düştüğü ve bazı hizmetkârların öldüğü söyleniyor. O zamandan beri de kalenin perili olduğuna inanılıyormuş.

Bu arada Yol boyunca Ballycastle ve Dunluce arasındaki Causeway Kıyı rotasını da görerek rüzgârlı uçurumlar ve güzel manzaralar eşliğinde yolculuk yapıyorsunuz.

21 Ballintoy

ballintoy

Küçük bir köy olan Ballintoy’da Game of Thrones’un bazı sahneleri çekilmiş. Ballintoy kasabasında mola veriyor. Burada aşağıda fotoğrafı olan “Fullerton Arms” adlı otel-restoranda bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Restoranın bir bölümünde Game of Thrones’daki tahtın demirden yapılmış kopyası ile kıyafetlerinden de bulunmakta. Kıyafeti giyip tahtta oturarak fotoğraf çektirebilirsiniz.

 

İrlanda’da ne yenir ne içilir

İrlanda mutfağı, mevsimi gereği pek yetişen sebze olmadığından olsa gerek, zengin bir mutfak değil. Hatta yerel yemekler konusunda benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

 

İrlanda bir kır ülkesi olduğu için ve Dublin merkezden ayrıldığınızda yeşil çayırlarda otlayan koyunlara rastlarsınız. Bunun sonucunda da koyun eti ve yahni İrlanda mutfağının başlıca yemekleridir. Ayrıca, en önemli gıda maddesi olan patatesten yapılan yemeklerde bolcadır.

 

İrlanda mutfağının en meşhur yemeği “Irish Stew”. Bu yemek Türk mutfağındaki bildiğimiz güveç ya da yahni gibi bir yemek. Bu yemek İrlandalılar tarafından özellikle özel günlerde yapılıyor. Malzemeler ise çok basit; koyun ya da kuzu eti, patates ve havuç…  Ancak söylemeliyim ki bizdekilerden farklı olarak et ve özellikle patates dilimleri kocaman. Hatta patatesler dilimlenmiş, bütün haliyle 😊 İtiraf etmeliyim, koyun eti kokusu yüzünden yahniyi sevmedim. Benim için fark etmez diyenlerdenseniz, deneyebilirsiniz.

irish stew

Her ne kadar ada ülkesi olsa da balık konusunda çok zengin bir mutfakları yok. Ancak, İngiltere kültüründeki gibi “Fish and Chips” İrlanda’da da meşhur. Yani sosla kızarmış altın sarısı balıklarının yanında büyük boy az yağlı patates…

Leek and Potato Soup (patatesli pırasalı çorba) ve çeşitli sebze çorbaları var. Ancak ne yazık ki çorbaları da pek sevmedim. Çünkü damak tadıma göre şekerli buldum. Yine Türk mutfağından farklı olarak çorbalar, yanında sodalı ekmek ve tereyağı ile servis ediliyor. (Bu kısmı güzeldi😊)

Irish soda bread, tadı ve kokusu alışkın olduğumuz ekmeklerden çok farklı. İçinde un, soda, karbonat karbonat, yoğurt, yağ, süt, kuru meyveler ve ceviz var.

 

Bir diğer yaygın yemekleri de doğranmış kuzu veya dana eti ya da kıyma ile patates püresi ve sebzelerden hazırlanan shepherd’s pie’dir. Patates, un, kabartma tozu ve yumurtadan yapılan Boxty adı verilen gözleme ile patates püresi, lahana, tereyağı ve soğandan oluşan colcannon da İrlanda mutfağında en çok denk gelinen yemeklerdir.

İrlanda’da dünya mutfağından restoranlara da çok sık denk gelirsiniz. Çok farklı ülkelerden insanlar yaşadığı için, farklı mutfakları da deneyebilirsiniz. Bir akşam yemeğimi Tapas restoranına ayırmıştım ve her konuda çok başarılı bulmuştum. Ancak; şunu söylemeliyim ki, restoranlar akşamları tamamen dolu. Bu nedenle gündüzden arayıp mutlaka rezervasyon yaptırmak zorundasınız. Bekleyeyim, kalkan olur, otururum diye bir şey yok. Rezervasyonunuz yoksa yer bulamazsınız.

Restoranlar pahalı. Ama mutlaka bir akşam yemeğinizi restoranda yer ayırarak yemenizi tavsiye ederim. Böylece halkın yaşantısı hakkında daha iyi fikir sahibi olabilirsiniz. Çünkü hafta içi de olsa aileler çocuklarıyla birlikte restoranlarda yemek yemekte. Sıcak kanlı olduklarından sohbet de edebilme imkanınız olacaktır. Ancak, her öğün için onlarca Euro harcamanız elbette gerek yok.

Dublin’de alışveriş yaptığınız marketlerin çoğunda bile sandviç yaptırabileceğiniz bölümler mevcut. Hem buralardan hem de sandviççilerden sıcak, soğuk sandviç yaptırabilirsiniz.

Üstelik malzeme de bol. Böylece doyurucu bir öğünle yemeği halletmiş olabileceğiniz gibi, yemeği ucuza da maletmiş olursunuz. Ben de bazen böyle yapmıştım.

 

Irish coffee

irish coffee

Hep adını duyduğum ancak hiç içmediğim Irish Coffee’yi kendi anavatanında denemek istedim. Sıcak kahve, viski ve şekerin karıştırılıp üzerine krema dökülmesi ile hazırlanıyor. Sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun diyeceksiniz ama ben Irish Coffe’yi de pek sevmedim 😊

 

İrlanda’da Alışveriş

irlanda'da alışveriş

İrlanda, bira ve Viski cenneti…. Şu anki Euro kuru karşısında, artık cazip olmasa da İrlanda üretimi içkileri alabilirsiniz. Ben içki alışverişimi, daha uygun olan Duty Free’den yapmayı tercih ettim.

Şunu da belirteyim ki, meşhur İrlanda içkileri olan Baiyles ve Jameson Viskiyi, Duty Free’den Avrupa Birliğine üye olmayan bir ülkeye gidiyorsanız neredeyse yarı fiyatına alabiliyorsunuz.

İrlanda’da yiyecek veya buna benzer market alışverişi yapacaksanız Lidl ve Tesco gibi marketler var. Bunlar, İrlanda’nın en ucuz marketleri. Bizim marketlerde olan ürünlerin dışında farklı bir şey görmedim. Aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.

 

Mahalle aralarında market ve bizdeki bakkal gibi şeyler görmedim. Ancak, eski Dublin bölgesinde gezerken, cadde üzerinde çoğu ülkenin yerel marketleri olduğunu fark ettim. Bilin bakalım bunlar arasında hangi ülke de var.

Evet Türk marketi de gördüm 😊 Uzun süre kalacaksanız ve damak tadınızın yeniliklere pek açık değilse veya alışkanlıklarınıza bağlıysanız, alışveriş için uygun bir yer. Çaydan, peynire, zeytine, yağa kadar Türkiye’deki marketlerde satılan bazı Türk markalarını bulabilirsiniz. Çalışan Türk değil, sanırım Türkmenistanlıydı. Mahalle aralarında market olmadığı için, alışveriş yapmak için daha merkezi yerlere gitmeniz gerekiyor.

 

Hediyelik eşya alacaksanız, Carrolls Irish Gifts’ten alabilirsiniz. Aralarında en meşhuru bu zaten. Şunu da söyleyeyim ki hemen hepsinde aynı şeyler, benzer fiyatlarda. Magnetler, Guinness bardakları, kupalar, altında kızıl sakalları olan kocaman yeşil şapkalar, içki mataraları, tişörtler, anahtarlıklar, yonca şekilli kolyeler, viskili veya baileysli çikolatalar ve çeşitli objeler alabilirsiniz.

O’Connell Street ve Henry Street üzerinde birçok mağaza var. Birbirine yürüme mesafesinde başkaca alışveriş caddesi de var. Bunlardan biri de Grafton Street’tir. Giysi almak istiyorsanız, İrlanda’da en ucuz yer Pirimark/Penneys denilen mağazadır. Temple Bar bölgesinden hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Şehir merkezinden biraz uzakta Sandyford’da bulunan Dundrum Alışveriş Merkezinde birçok üst segment marka da dahil 100’den fazla mağaza ve 40 restoran bulunmakta.

Yılbaşı zamanı, İrlanda sokakları o kadar canlı, cıvıl cıvıl ki… Bu ışıklı ve süslü caddeler görülmeye değer. Özellijke O’Connell Street ve Grafton Caddesi

İrlanda yılbaşı